Sesli Sohbet ile chat yapmak, diğer sohbet programlarına göre farklı bir uygulamadır. Msn’de de arkadaşlarınızla konuşurken mikrofon açık sesli konuşabilir, kamera açarak görüşmenize görüntü de ekleyebilirsiniz. Ancak msn’deki bu uygulama sadece tek kişi ile sınırlıdır. Ve msn’nizde kayıtlı olmayan kişilerle bu uygulamayı gerçekleştirmeniz de mümkün değildir. Ancak sesli sohbet sitelerinden birine girerseniz, bu şekilde, pek çok kişiyle arkadaşlık kurabilir, sohbet edebilirsiniz.
Sesli sohbet sitelerinde karşınızdaki kişilerin seslerini duyacağınızdan dolayı, o anki duygu durumlarını da hissedebilir ve ona göre ortam hazırlayabilirsiniz. Sesli sohbet sitelerinde mikrofon açtığınızda pek çok kişi sizin sesinizi duymaktadır, ancak msn’de, sadece görüştüğünüz kişiye iletebilirsiniz söylediklerinizi.
Sesli sohbet siteleri dışında tanıştığınız kişilerle hep yazılı görüştüğünüz için seslerini aylar sonra denk gelip de telefonda duyduğunuz zaman şaşırabilirsiniz. Ancak sesli sohbet sitelerinde tanıştığınız ilk anda, o kişinin sesiyle de tanışmış olursunuz. Ve telefonda duymaya ihtiyacınız kalmaz sesini. Ve sesi duyduğunuz için, acaba beni tanıyor mu şeklinde, zaman zaman hepimizin kapıldığı şüphelere de kapılmamış olursunuz. Eğer sohbet etmek istiyorsanız sesli sohbet sitelerini tercih etmeye çalışın.
Paylaş


fleefsuNlinny





02/21/2012
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “İstanbul bu akşamdan itibaren karlı havalının etkisine girecek. Hava tahminlerine göre, akşam saatlerinde başlaması beklenen kar yağışı Cuma günü de devam edecek. Kar yağışının özellikle Anadolu yakasında etkili olacağı tahmin ediliyor. Yol Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı ekipleri akşam saatlerinden itibaren bölgelerinde konuşlanacak. Gerekli durumlarda tuzlama çalışması yapacak. Kar yağışı süresince AKOM’dan yönetilecek çalışmalara 870 araç ve iş makinesi, 2 bin 406 personel katılacak.” denildi
02/21/2012
Her ne kadar malumu ilam etmek olsa da, Hizbullah’ın akidesini net bir şekilde hatırlatmakta fayda vardır. Bu sayede ileri geri konuşup bizi tekfir eden, Harici yaftasıyla gözden düşürmeye çalışan veya değişik tanımlamalarda bulunan fikri akrabalarımız ya da düşmanlarımız, Mahkeme–i Kübra’da “Bilmiyordum” bahanesine sarılmasınlar.
Hizbullah Cemaati; Rabb olarak Cenab–ı Allah’ı, Peygamber olarak Hatemü’n–Nebiyyin olan iki cihan güneşi Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselatu Vesselam’ı, Kitap olarak son ve değişmez, kıyamete kadar baki kalacak, her çağda insanlığın hastalıklarına şifa kaynağı olan Kur’an–ı Kerim’i ve bütün bunların tabii sonucu olarak da Kur’an ve Sünnet çerçevesinde hareket etmeyi şiar edinen İslami bir cemaattir. Cemaatimiz; Ashabın çizgisini takip eden, selef–i salihini öncü olarak kabul eden, İslam tarihi boyunca, etnik ve bölgesel farklılıklarına bakmaksızın İslam için mücadele etmiş İslam Âlimleri ve Önderlerinin görüşlerinden ve hareket metotlarından istifade eden, dolayısıyla sorunlara ve bunların çözümlerine geniş bir perspektife bakabilen örnek bir cemaattir.
Cemaat mensuplarının büyük çoğunluğu Ehl–i Sünnet ve’l Cemaat mezheplerinden birisi olan Şafii, geriye kalanın neredeyse tamamı da Hanefi Müslümanlardan oluşmaktadır. Bundan anlaşılması gereken şey, Hizbullah Cemaatinin mezhebi bir milliyetçilik ya da mezhep taassubu içinde olmadığı, bu tür anlayışları şiddetle reddettiğidir. Bize göre Şafii, Hanefi, Maliki ve Hanbelîler arasında hiçbir fark yoktur.
Şia Mezhebine bağlı olanları da Müslüman olarak kabul ediyor ve onları İslam’ın iman ve kardeşlik prensipleri gereği ‘ kardeş’ olarak görüyoruz. Söz konusu mezhep ile Ehl–i Sünnet mezhepleri arasında birtakım ihtilaflar olsa da İslam düşmanları ve emperyalistlerin kullanımına ve istismarına kapı açmamak için, Cemaat olarak bunlara takılıp kalmıyoruz.
Biz; “Müslüman olduğunu beyan eden herkes Müslüman’dır” ilkesini benimsiyoruz. Kişinin beyanında samimi olup olmadığı Allah’ın bileceği bir iştir. İşlediği günahların vebali ve sevapların hayrı kendisine aittir. Ahirette kim zerre kadar iyilik yapmışsa onun mükâfatını, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa, onun karşılığını muhakkak bulacaktır. Bununla birlikte biz, İslam’ın en önemli prensibi ve farziyeti olan “İyiliği emredip kötülükten sakındırma” ilkesi gereği insanlara doğruyu gösterip yanlıştan sakındırmayı kendimize vazife bilmekte ve bunu Cemaat olarak üzerimize bir farziyet olarak görmekteyiz. Zira Yüce Rabbimiz; daha önce de okuduğumuz gibi,
Kutsal Kitabımız olan Kur’an–ı Kerim’in Al–i İmran Suresinin 104. ayet–i kerimesinde şöyle buyurmuştur:
“Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun.
Kurtuluşa erenler işte bunlardır. “ (Savunmalar)
Bunu sürdürmekle beraber cemaatin kendi tecrübelerinden yola çıkarak İslami hareketlerin uygulayabilecekleri yöntemler, engeller ve yol işaretleriyle ilgili kaynak sayılabilecek kitapları olmalı, elemanlarını bunlarla da eğitebilmelidir. Bu bağlamda Cemaat’ın tarihi ve Şehit Rehber’in Tarihçe-i Hayatı önemli kilometre taşları olacaktır. (Savunmalar)
Allah’a emanet olun.
02/21/2012
ERGENEKON TİPİ YAPILANMALARIN POLİS AYAĞI VE KİRLİ FAALİYETLERİ -1-
Evde tek pencere vardı, pencereyi de siyah bir kumaşla kapatmışlardı. Yerde ise bir halı, birkaç tane minder vardı. Sonra bu minderleri de topladılar, alanı boşalttılar, halıyı da katladılar. Kamerayı görünce şaşırdım, ayağa kalktım ama adam beni zorla tuttu ve fotoğraflarımı çektiler…
——————————————————————————–
ERGENEKON TİPİ YAPILANMALARIN POLİS AYAĞI VE KİRLİ FAALİYETLERİ – 2
Ergenekon tipi yapılanmaların polis ayağını oluşturan çete elemanları, bir süreden beridir peşinde oldukları küçük H….yi şeytani yollarla tuzaklarına düşürmüşlerdi. Çektikleri görüntüleri tehdit unsuru olarak kullanıp H…yi kendilerine mahkum ve bağımlı hale getirecek ve kirli işlerinde kullanacaklardı…
——————————————————————————–
ERGENEKON TİPİ YAPILANMALARIN POLİS AYAĞI VE KİRLİ FAALİYETLERİ -3-
Küçük H…., içine düştüğü ağın ve kendisine yapılanların altında ezilmiş ve huzursuz olmuştu. Artık bunları kaldıramaz duruma gelmişti. Bu huzursuzluğu ve ruh hali konuşmalarına ve davranışlarına yansımış olacak ki, insanlıktan nasibini almamış bu gözü dönmüşler, H….nin üzerine sokak serserisi…
——————————————————————————–
ERGENEKON TİPİ YAPILANMALARIN POLİS AYAĞI VE KİRLİ FAALİYETLERİ -4-
H…..nin ailesi onun anlattıklarına kani olup duruma vakıf olduktan sonra savcılığa haber verir. Bir gün öncesinde yine savcılığa müracaat etmiş ve H…..nin kaybolduğunu söylemişlerdi. Bu kez, H…..nin başından geçenleri anlatacaklardı. O gözü dönmüşleri deşifre edip durduracaklardı…
02/21/2012
BİZ İSLAM’IN NERESİNDEYİZ (YAZI DİZİSİ) – I / M. ALİYÊ XERZÎ
“…..Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.(En’am 57)
“Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzap 36)
——————————————————————————–
BİZ İSLAM’IN NERESİNDEYİZ (YAZI DİZİSİ) – II
Şurası kesinlikle bilinmelidir ki; eğer biri ben Allah’a ve kitabına inanıyorum diyorsa, bu imanının bir gereği olarak, Allah’ın kendi kitabında hüküm verdiği bir konuda ona uymaktan başka bir seçeneği yoktur. Allah’ın hükmüne ve kitabına rağmen, başka hükümlere, başka yollara uyamaz.
——————————————————————————–
BİZ İSLAM’IN NERESİNDEYİZ (YAZI DİZİSİ) – III
Muhammed (sav) Allah’ın Rasulüdür dediğimizde aslında ne demek istiyoruz? O’nun peygamberliğini kabul etmek sadece inançla ilgili bir konu mudur? Yoksa O’nun peygamberliğini kabul etmekle hayatımızda fiili olarak yapmamız gerekli bir vazife yükleniyor muyuz?
——————————————————————————–
BİZ İSLAM’IN NERESİNDEYİZ (YAZI DİZİSİ) – IV
“Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.” (Tahrim 6)
——————————————————————————–
BİZ İSLAM’IN NERESİNDEYİZ (YAZI DİZİSİ) – V
Kader ve kaza konusunda toplumumuzda maalesef yanlış bilinç ve inanışlar vardır. Çoğu kez kader ve kaza birbirine karıştırılmakla birlikte, her birine yanlış anlamlar da yüklenmektedir. Bunda, konunun zorluğunun da etkisi büyüktür. İslam alimlerinin bu konudaki farklı yorumları bir başka önemli etkendir.
02/21/2012
Bir Ayet:
Allah O’dur ki, rüzgârlari gönderir, bunlar da bulutu kaldirir. Derken, Allah onu gökte diledigi gibi yayar ve parça parça eder nihayet arasindan yagmurun çiktigini görürsün. Allah diledigi kullarina yagmuru nasip edince, onlar seviniverirler. Rum/48
Bir Hadis:
Bir adamın hayra sarfettiği paranın en efdali, iyaline infak ettiği para ile, Allah yolunda kullanacağı atı için verdiği ve bir de Allah rızası için (mücahid) arkadaşlarına sarfettiği paradır.
02/21/2012
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” (Al-i İmran 169)
Son birkaç yıldır halkına hizmetten başka hiçbir amacı olmayan birçok İslami sivil toplum kuruluşuna karşı PKK ve paralelindeki örgüt ve kuruluşlar tarafından defalarca saldırılar düzenlendiği, halkımız ve İslami çevreler tarafından bilinmektedir. Yapılan bütün bu saldırıların yanlış olduğunu, provokasyon amacıyla yapıldığını ve tekerrür etmemesi için hem yerel düzeyde PKK yetkililerine ve hem de kamuoyuna yaptığımız açıklamalarla duyurduk. Bu saldırılardan maddi ve fiziki olarak zarar görüldüğü halde misli ile mukabele etmekten kaçınıldı.
Bütün bu sabır, metanetli tutum ve tavrımıza rağmen maalesef istediğimiz ve arzuladığımız bir netice alamadığımız son yaşanan olaylarla net bir şekilde görülmektedir. 5 Mayıs 2011 tarihinde Gewer’de (Yüksekova) Mustazaf-Der’e saldıran ve derneği ateşe verip tahrip etmek isteyen ayak takımı bir güruh, bununla yetinmeyip dernek başkan yardımcısını kurşunla vurup şehid etti.
90’lı yıllarda aynen bugünlerde yaşananlar gibi çok sayıda olay yaşandı. PKK o dönemde içine düştüğü zafer sarhoşluğuyla tüm uyarılarımıza ve her düzeyde ilettiğimiz mesajlarımıza kulak asmadı. O dönemde de şehidler vermemize rağmen, aylarca fiili hiçbir teşebbüste bulunmadan bekledik. Öyle anlaşılıyor ki geçmişini bilmeyen veya unutan, tarihi bilinçten yoksun PKK ve yandaşları içindeki bazı beyinsizler, tarihin tekerrürü için ortam hazırlama yönünde çaba harcamaktadırlar.
Biz PKK-KCK’nin politik ve taktiksel manevralarını çok iyi anlayan, teori ve pratikleri arasındaki çelişkilerini en iyi bilen ve bunlara geçmişte defalarca şahit olmuş ve yaşamış bir hareketiz. Buna rağmen son açıklamalarına değer biçtiğimizi ve samimiyetlerine inanmak istediğimizi belirtmek isterdik. Ancak daha açıklamalarının üzerinden birkaç saat geçmeden, Gewer’de cenaze defni ve taziye için giden Müslümanlara yönelik yapılan saldırılar ve yaşanan olaylar, bu açıklamalarında samimi olmadıklarını ve kamuoyunu yanıltmaktan ve olaya taktiksel yaklaşmaktan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır.
Kendilerinin deyimiyle etkin bir örgütlülüklerinin ve halk desteklerinin olduğunu söyledikleri bir alanda meydana gelen bu olayı aydınlığa kavuşturmak ve failini ortaya çıkarıp cezalandırmak kendi görevleridir. Eğer gerçekten yaptıkları açıklamada samimi iseler, bunu yapar ve sonuçlarını hem bizimle ve hem de kamuoyu ile paylaşırlar. Eğer bunu yapmazlarsa, bu onların samimiyetsizliğini ve doğru sözlü olmadıklarını ortaya koyacaktır.
Bunu yapmadıkları taktirde, bizim yapma güç ve imkanlarımız vardır. Biz bu olayı tüm yönleriyle deşifre edeceğimiz gibi, bunun neticesinde misillemede bulunma hakkımızı saklı tutuyoruz.
Aynı zamanda yetkili siyasi organları ve bunların başındaki şahıs ve adayların, taziye amacıyla çevre il ve ilçelerden Gewer’e giden Müslümanları; AKP ve derin devlet tarafından arabalara doldurulup getirildikleri şeklindeki yalan, iftira ve sorumsuzca beyanlarının ortamı daha da gerginleştireceği ve çatışmaları körükleyeceği bilinmelidir. Bu beyanlar KCK ile diğer organları arasındaki çelişkili durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Halkımızın genel isteğini, tüm Kürd grupları ve İslami çevrelerin bir çatışmanın yaşanmaması noktasındaki istek ve duyarlılıklarını ve bu doğrultuda yaptıkları çağrıları değerli buluyor ve bu konudaki hassasiyetlerini memnuniyetle karşılayıp Cemaat olarak bu konuda tavır geliştirirken bunları da hesaba kattığımızın bilinmesini istiyoruz.
Defalarca söylediğimiz ve kamuoyuna deklare ettiğimiz gibi tekrar ifade etmek isteriz ki; biz bugüne kadar böyle bir çatışmanın taraftarı olmadığımız ve sürekli olarak böyle bir çatışmadan kaçındığımız gibi bugün de böyle bir çatışmaya taraftar değiliz. Böyle bir çatışmanın halkımızın çıkarına değil zararına olacağını düşünüyoruz. Çatışan iki tarafın da zarar göreceği kesindir. Ancak nasıl ki 90’lı yıllarda elde ettikleri kazanımlarını o dönemde sebep oldukları çatışma neticesinde yitirdilerse, bunu herkes çok iyi ve yakinen bilsin ki yine en büyük zararı PKK ve özellikle onun legal siyasi kurumları ve bunların başında bulunan, sorumsuzca ve fütursuzca beyanatta bulunanlar görecektir. Muhtemel bir çatışmanın başlaması durumunda belki de telafisi mümkün olmayan bir süreç ve sonuç içine gireceklerdir.
Özellikle yaşanan son şehadet olayı ile haddin aşıldığı, sabır ve tahammül sınırının çokça zorlandığı bir noktaya gelinmiştir. Bu durumda biz de tabanı ve gençleri kontrolde zorlandığımızı belirtmek isteriz. Böyle durumlarda istenmeyen ve arzulanmayan bazı olayların yaşanabileceği endişesi taşımaktayız. Ayrıca bu gelişmeleri ve ortamı fırsat bilen kimi provokatörler tarafından da bazı eylemler sergilenebilir.
Arzu edilmeyen böylesi bir durumun yaşanması halinde, bundan Hizbullah’ın sorumlu olmayacağını, aksine süreci bu düzeye taşıyan PKK’nin sorumlu olacağını kamuoyuna ve Kürd halkına duyurmak isteriz.
Ubeydullah Durna’nın şehadetini tebrik eder; ailesine, yakınlarına ve dava arkadaşlarına Sabri cemil dileriz.
02/21/2012
Kahhar olan Allah’ın adıyla!
31.05.2010 sabahında katil Siyonist Rejim güçleri tarafından, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla giden özgürlük kafilesine terörist bir saldırı düzenlenmiştir. Bunun sonucunda birçok Müslüman şehit olmuş, ayrıca insani ve vicdani sorumluluklarını ifa etmek amacıyla kafilede bulunan özgürlük yolcusu birçok insan hayatını kaybetmiş ve onlarcası yaralanmıştır.
Saldırı ve tecavüzlerinde hiçbir sınır tanımayan katil siyonist rejim, uluslar arası sözleşmeleri, uluslar arası hukuku ve insan haklarını hiçe sayarak yeni bir katliama imza atmış, çirkin yüzünü bir kez daha ortaya koymuştur. Allah’ın izniyle bu, siyonist rejimin yok oluşuna giden yolda attığı yeni bir adım olacaktır.
Bu vesileyle Müslüman halkımıza çağrımız; imkânlarını seferber ederek gösteri ve yürüyüşlerle, tel’inlerle, basın açıklamalarıyla ve boykotlarla bu katliama karşı derhal en yüksek düzeyde tepkilerini ortaya koymalarıdır. Bu tepkiler kesintisiz bir şekilde artarak devam etmelidir.
Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın diğer ülkelerinin duyarlı hükümetlerine çağrımız; siyonist rejim’in yapmış olduğu bu son katliama sessiz kalmamaları, halklarının sesine kulak verip, asgari tepki olarak siyonist rejim ile siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini kesmeleridir.
Bu terörist eylemi tel’in ediyor, vahşi saldırıda şehit düşen kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, aile ve yakınlarına taziyelerimizi sunuyor, yaralılara acil şifalar temenni ediyoruz.
“Zalimler yakında nasıl bir inkılapla devrileceklerini bileceklerdir.” (Şuara 227)
31.05.2010
HİZBULLAH BASIN BÜROSU
02/21/2012
Allah’ın adıyla!
Bir buçuk milyarlık nüfusuna, yer altı ve yer üstü büyük zenginlik kaynaklarına rağmen İslam alemi, bugün çoğu yapay sınırlarla bölünerek onlarca sayıda ülkeye ayrılmış zorba rejimlerin yönetimi altında bulunmaktadır. Emperyalist güçlerin yüz yılı aşkın bir süredir İslam coğrafyalarında başlattıkları fiili işgal ve soykırımlar, daha sonra kukla diktatörler vasıtasıyla devam ettirilmiştir. Bunun neticesi olarak, ümmet olmanın beraberinde getirdiği birlik ve beraberlikten uzak ve ilahi vahyin gereği olan İslam hakimiyetinden mahrum bırakılmış Müs-lüman halklar, bu istikbar güçleri ve kukla yönetimler tarafından günümüze kadar baskı ve zulüm altında mahrumiyet ve mağduriyet çekmektedirler. İnsani temel hak ve hürriyetlerden, İslami yaşam haklarından, hukuk, ekonomik ve sosyal alandaki adalet ve eşitlikten mahrum bırakılmıştır.
Bu süreç içersinde büyük toplumsal sorun ve sıkıntılar yaşayan mazlum ve mustazaf Müslüman halklar, istikbar güçlere ve zorba düzenlere karşı daha fazla tahammül etmeyerek kıyama kalkışmıştır. Tunus’ta bir gencin kendini yakarak gösterdiği tepki üzerine, birikmiş kitlesel öfkenin fitili ateşlenen ve halk kıyamına dönüşen olaylar, daha sonra Ürdün, Mısır ve Yemen’e sıçramış ve giderek büyüme seyrine girmiştir.
Sömürgeci güçlerin birer eseri olan kukla rejimler artık miadını doldurmuştur ve Al-lah’ın izniyle tek tek devrilecekleri zaman yakındır. Mısır ve diğer İslam beldelerindeki Müs-lüman halkların bu kıyamları, özgürlük yolundaki doğum sancısıdır ve inşallah baskıcı, zalim ve kukla rejimler için sonun başlangıcı olacak ve Müslümanların yüzyıllardır özlediği İslami düzene kavuşmaya vesile olacaktır.
Bu vesileyle mazlum Müslüman halkların istikbar düzenlerine karşı başlattıkları haklı kıyamı destekliyor ve selamlıyoruz. Müslüman halkımızdan da bu haklı kıyama destek ver-melerini bekliyor ve duaların makul olduğu vakitlerde dua etmelerini istiyoruz.
“Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inqilaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bi-leceklerdir.” (Şuara 227)
Davamızın sonu Allah’a hamd etmektir.